Başkanlık Sistemi Anlamak…

Anayasa’nın 101. Maddesi’nde diyor ki; “Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisiyle ilişiği kesilir.”
Neden kesiliyor? Hangi iktidar olursa olsun Cumhurbaşkanı ile neden bağları kopartılır anlamış değilim. Amaç Ahmet Necdet Sezer ile Ecevit gibi bağları kopartarak kitaplar fırlatmak mı?
Kim kesti bu iletişimi? Niye kesti? Neden kesmeye devam ediyor?
O zaman analar 18 yaşına geldiğinde çocuğuyla bağını koparsın. Ya da evlendiğinde…
Bir ülkenin anayasası, hukuku o ülkenin örf ve adetlerine, yaşam biçimine göre dizayn edilir. Ama Türkiye’ de öyle bir dizayn vardı ki peygamber ocağı dediğimiz Askeriye’ de namaz kılmak fişlenmek, başı kapalı eş almak güruh, hele evde Kuran bulundurmak hesap verilemeyecek bir suçtu!
Hem peygamber ocağı diyeceksiniz hem ateist gibi askeri personel olacaksınız.
Anlayabiliyor musunuz? Ben anlayamadım da!
Siyasete dönelim mi?
Yıl: 1924. Atatürk, hem devletin hem de partinin başındaydı. CHP’de istediği düzenlemeyi yapıyordu.
Hatırlayın?
Yeri geldi, İsmet İnönü’yü bile görevden aldı. Sonrası “Milli Şef” dönemi, ardından Atatürk’ün vefatı ile İnönü de partili cumhurbaşkanı oldu. Ama kimse milli yerli vs gibi avazının çıktığı kadar bağırmadı.
Celal Bayar’ da çok farklı değildi. Diğerlerinin olduğu kadar Celal Bayar’ ı da araştırmaya başladım. Heykellerini bile!
Turgut Özal ANAP’ tan yani partili Cumhurbaşkanı oldu. Duvarları yıkmaya çalıştı ama davası gördüğü partiden ilişiği kesemedi neredeyse vatan haini ilan edeceklerdi. Süleyman Demirel’ de…
Anayasa delindi diye naralar atmaya başladılar.
Abdullah Gül’ e kadar devam etti. Ne yalan söyleyeyim Abdullah Gül bulanık adamdı velhasıl, net duruş sergileyemiyordu.
Değerli okuyucularım sonuç olarak hiç kimsenin savunmayacağı Darbeci Kenan Evren dönemine gelelim.
Kimse sevmez, beğenmez ama zamanında fikrine, görüşüne ters, içeri aldığı siyasetçiler üzerine anayasayı şekillendiren bir yapıda tepkiler gösterirken şu ana kadar hala Kenan Evren diktasında bir Anayasa rejimi yaşamak mutlu eder mi?
Yeryüzünde tam 59 ülke hem Cumhuriyet hem de Başkanlık rejimini ortak yaşıyorken ve geçmişe yönelik ayağındaki prangaları sökmüş iken Türkiye gibi zengin kültürü, etnik kökenleri, mezhebi, inancıyla harmanlanmış bu ülkede geçmişten günümüze acı veren bu eski kafa, ithal Anayasa delinmeli.
Bilin istedim. Fransızlar’ dan aldığımız bazı anayasayı şu an Fransa dahi uygulamıyorken biz neyin peşindeyiz?

-Ek not olarak dile getirmeliyim ki ülke geneli Başkanlık bir parti görüşünden ziyade daha özgür bir yaşam biçimini anlamayan veya anlamak istemeyenlere değil, duvarları olmayıp gerçekten anlamak isteyenlere daha geniş perspektifte sunumlar yapılmalı, daha donanımlı siyaset bilimcileriyle konferanslar sağlanmalıdır.
Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder. Ülkenin kurtuluşunu daha emin eller ve dillerle yapmakta fayda var.
Saygılarımla,