Belediye Monşerleri

Her Belediye’ de vardır. O Belediye’ nin başkanından çok müdürlük gezerler, hatta başkandan çok daha iyi tanırlar. Masasından ayrılmaz, neredeyse mesaiye beraber başlayıp beraber bitirirler.
Bu Monşerler 3′ e ayrılır.
1. Monşerler; Meslekleri kamuoyu erbaplığı adına olan, memlekete bir fikir, bilgi, proje aksettirmekten çok fatura aksettirirler. İyi yanları ise Katma Değer kazandırırlar ama vergi öderler mi veya vergilerini ne kadar denkleştirirler şüpheli!
2.ci Monşerler; Ne fatura başlıkları vardır ne de bilgi birikimleri. Onların en büyük özellikleri ince belleri ve alkışlamaktan büyümüş avuçları. Her şeye alkış tutarlar! Bunlar seçilmiş ve seçilmişlerin seçilmişleri olarak kendi içlerinde ikiye ayrılır.
a) Seçilmiş Monşerler; İmar kovalarlar, Belediye emirlerinde sanır ve Belediye’ de çalışan personellere yukarıdan bakarlar. Sanırlar ki kendileri olmazsa Belediye siyaset üretemez gibi.
b)Seçilmişlerin seçilmişi monşerler; Bunlar seçimle de gelmez. Halk bazılarını iyi tanır. Ak Partili seçmen, CHP’ li seçmen ve MHP’ li vs. seçmenler. Bunlar genelde seçimle gelenlerin yanında gelirler ama seçimle gitmezler. Hep belediyede kalırlar. CHP gelir Belediye’ dir, Ak Parti gelir Belediye’dedir. Yarın MHP gelse “Biz zaten ülkücüyüz!” der yine belediyede kalır.
İş alırlar, imar çözerler, fikir alır verirler, gezerler, yerler, içerler. Bunlar 21 yıldır gördüğüm en etkili monşerlerdir. Bu aslında en tehlikeli ve her müziği dinleyen seven monşerlerdir.
3.cü Monşerler: Memleketi kaderine teslim ettiğimiz monşerlerdir. Biz seçeriz, o da kendi ekibini seçer. İyiyse kendisini seçmeyeni bile utandırır. Ama kötüyse kendisini seçeni utandırır! Bu kısım monşerler ya cennetliktir yada cehennemlik. Ama genelinin cehennemlik süreleri normal kullara göre daha uzundur!
Bu monşerler de kendi arasında 3′ e ayrılırlar.
a) Paraya çok tamah ederler, Partisine sahip çıkma, Kadirşinaz, dava, bilgi, Hakk aşkı, halka hizmet etmek ikinci hatta üçüncü planlarındadır. Parayı veren düdüğü çalar. Çaldığı düdükle de bu monşerlere en güzel ezgilerde müzik çalar, çalarken de oynar.
b) Paraya hiç tamah etmeyen monşerler; Bunların sayısı çok azdır. Denizdeki inci kadardırlar. Bunlar için ağızdan çıkacak söz ayet gibi önemli, harama bulaşmaz, bulaşanı da sevmezler. Bu monşerlerin sayıları az olduğu için pek heykelleri yoktur. Ama halkın gönlünde bu monşerler yer eder. Şerefli, doğru duran, adamlık vasfını taşırlar ve yanlarında genelde bu vasıfta adamlarla gezerler. Beli kalın, dilleri ağırdır.
c) Kendi ekibine, Meclis üyelerine hatta vatandaşa karşı Ali-Cengiz oyunları oynarlar. Kafalarında 40 tilki vardır. Kırkı da birbirine çarpmıyor zanneder ama şu zamanda genelde hepsinin birbirine çarptığını kendinden başka herkes görür!
Kendisiyle aynı niyetle yola çıkmayanlara kendi niyetlerine uyan kişileri üstlerine sürerler. Diğer bir değişle kediyi aslana boğdururlar, boğdurmaya çalışırlar. Ama herkes aslanın da sesini bilir, kedininde.
Değerli okuyucularım, monşer Fransızca’dan gelen bir deyimdir. Aziz dostluk anlamına gelir. Tabi bizim dilimize gelirken çıkar dostlukları, menfi monşer olarak yerini alıyor.
Siz siz olun ister siyasi, ister görüş, ister fikir, ister dini, ister evlilik, ister zevk, ister üzüntü… Her ne için yola çıkıyorsanız monşerlerinizin özü sözü bir ve önce kendisine sonra insanlara faydalı olanlarıyla çıkın!
Sağlıcakla Kalın.