Işık Şener’ in Kaleminden “Darbeler”

Türkiye’ yi çıkmaz bir yola sokmak için başlatılan uluslararası kumpasın en kanlı ve somut boyutudur 15 Temmuz.
15 Temmuz’ dan evvele gidelim;
2002: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ na “Muhtar dahi olamaz” diyen zihniyet “siyasi yasak” ile darbe yapılmak istenildi. Demokrasi gücünü kullanan halk Ak Parti’ yi seçimle başa getirdi ve planları bozuldu.
2003-2007: Dönemin CB Ahmet Necdet Sezer meclisin ve iktidarın tüm kararlarını veto ederek hem Recep Tayyip Erdoğan’ ı, akabinde Ak Parti’yi ve buna bağlı olarak Türkiye’ nin geleceğine darbe yapılmanın ayrı bir planı içerisindeydi. O dönemdeki veto yağmuru ile ülkenin çıkmaza sokulması sakın ha unutulmasın.
2003 Darbe planları bazı kuvvet komutanları yine Pensilvanya menşeli planlara uyarak Ergenekon, Sarıkız ve Balyoz gibi projeleri uyguladı ve yıllar sonra deşifre oldu.
2006′ da bir avukat Danıştay baskınında bir üyeyi öldürdü ve hükümetin üstüne atılmaya çalışıldı ve bu da darbe planlarının bir oyunu olduğu ortaya çıktı.
2007′ de Cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 oy baskısı yapıldı ve Ak Parti Abdullah Gül’ü aday gösterdiğinde Genelkurmay aynı gün 27 Nisan’ da “e-muhtıra” yayınladı ve R. Tayyip Erdoğan’ ın başbakanlığında hükümetin sert cevap vermesiyle askeriye susarken bu sefer Anayasa mahkemesi zorlama bir karar alarak Meclisin 367 ile toplanmasında karar kıldı. Halk tepki gösterdi erken seçime gidildi ve kriz aşıldı.
2008: Ak Parti farklı bir darbeyle yine karşı karşıya geldi ve “Kapatma Kararı” paniğine neden oldu. Aynı dönemde Başörtüsü gündemi tabi buna en önemli sebeplerden biriydi ve sağlam dosyalar, hukuk mücadelesi ile iktidara yani dolayısıyla ülkeye yapılmak istenen darbe sonuçsuz kaldı fakat ekonomik olarak ciddi kayıplar yaşandı.
2011′ de Komuta kademesinde istifalar yaşandı, Necdet Özel dışında TSK’ nın üst kademesi boşaltıldı. Hükümet kendisine planlanan kaosa karşın acil atamalarla bu darbe ayağı bertaraf edildi.
2012′ de; MİT’E karşı kumpas yapilacak ve itibarsızlaştırılacaktı. Akan kanın barışçıl halde durması için Oslo’ da yapılan görüşmeler Türkiye’nin yükselmesini istemeyenlerin ve Paralel yapının hain tuzağı ile ifşa edildi arkasından Hakan Fidan’ın Paralel hakim ve savcılar tarafından ifadesi alınması için düğmeye basıldı. Tabi burada amaç ülkenin en önemli unsuru olan MİT ve akabinde hükümeti suçlu çıkartıp, itibarsızlaştırmak ve ulusal düzeyde bataklığa sokmaktı. Recep Tayyip Erdoğan’ ın yerinde ve önemli hamlesiyle Hakan Fidan ifade vermeye gitmedi.
2013 Gezi Olayları; Askeri üst kademe, Siyaseten, paralel hukuken, seçim ve iftiralarla hükümeti deviremeyen dış mihrak ve ülke içerisindeki adamları, emniyeti devreye sokacaktı. Taksim’ de ağaç bahanesi paralel polislerin kışkırtmaları sonucu halk ayaklanmaları başlatılmış ve ülke geneli örgütlenerek ülkeyi iç kaosa suruklemenin icraatına koyulmuştu. Artık olay çevre, ağaçtan çıkmış sokaklar, dükkanlar yağmalanmaya başlanılmış, terör örgütlerinin ve onun sevicilerinin şovu haline gelmişti. Amaç hükümeti devirmekti ve bu konuda ne kadar vatandaş dışarı çıkartılırsa o kadar başarılı olacaktı. Ülkenin dört bir yanında paralelci polisler sivil vatandaşa ve mallarına sert davranacak devlete karşı daha da kışkırtılacaktı. Emniyet hem kendi içindeki hain kadrolarla hem de ülkeyi böylesine gereksiz kaosa sürükleyen halk, siyasi, sözde önderleri, kışkırtıcı varlıkları ve hatta ajanları temizleyerek bu krizi durdurdu.
17-25 Aralık 2014 ise Gezi Olaylarındaki yangını bu sefer uluslararası arenaya taşımak için Hükümetin en etkili isimlerine ve onların ailelerine kumpaslar kuruldu. Paralel Devlet Yapılanmasının kansız bir şekilde yapacağı son siyasi darbe bu olacak ve Dünya’ ya Türkiye’ yi hem itibar hem ekonomik olarak güvenilirsiz bir imaj ile yargılanması için yıkım projesini başlattı.
Hükümet almış olduğu hızlı kararlarla siyasete yargı yoluyla darbenin önüne geçti ve bu kumpastan hem hükümet hem de dünya gündeminde ülkemizin itibarı kurtarıldı.
Ülkemizin kalkınması, istikrarı, bölgede başrol olması, ekonomik yönde ve dünya da söz sahibi olması bir çok dünya para baronu ülkeleri rahatsız etmiş ve 40 yıldır ülkenin içine işleyen Paralel yapının ülke mevki ve makamlarını kullanarak en büyük ve en kanlı darbesini yapmak için kollarını sıvadı.
15 Temmuz 2016;
Halkın gücünü yıllardır arkasına alan lider, istikrar ile gelişen, büyüyen Türkiye ve İslami anlayışta dünyaya örnek olan bir fıtratla başarı sağlayan, yol kateden,dışa maddi manevi, silah, güvenlik ve hatta faizli parada dünyaya bağımlılığı kalmayan Türkiye sadece bölgemizde değil dünyanın bir başka ucundaki para sahibi, ekonomiye yön veren ülkeleri huzursuz ediyordu.
Nitekim;
Türkiye’ nin bu güzel gidişine dur demek için artık tek çare alçakça ve çağdışı, Türkiye’ yi belki de 50 yıl haritadan silecek kanlı ve askeri darbe yapmanın planlarını yapan hain şer odakları 15 Temmuz gecesi bu halkın geleceğine, iradesine, malına, canına kastedecek kadar gözü dönen baş iblis Fethullah Gülen ve onun hain sempatizanları menfi ortaklarıyla düğmeye bastı!
Sebep? Dışa bağımlı, Lozan gibi derdest, basiretsiz, dış mihrakların çok kolay yönetileceği itibarsız bir Türkiye üzerine kurdukları hayal ebediyen unutulmayacak bir siyasi ve halk tepkisiyle bastırıldı.
Değerli okurlarım; 2002′ den bu yana hukuki, siyasi, ahlaki, ekonomik, halk ve en son askeri darbelere niyetlendiler ve başarılı olamadılar. Bakın 2002′ den bu yana yapılan bir çok gizli kalkışma, gizli darbeleri atlattık bir tanesinde bile başarı sağlansaydı yine ülkemiz çıkmaza girecek ve tepetakla yıllardır yakalanan istikrar birden sönecekti.
Bu ülke tarihi boyunca her dara düştüğünde kahraman çıkarmış, bayrağı ebediyen yaşatmanın şerefine nail olmuştu, oldu ve bundan sonrada her daim olacaktır.
Hani Cumhurbaşkanı dedi ya : Öleceksek Adam Gibi Ölelim! Geleceklerse, planları varsa bu vatan için ölmeyi seve seve yaparız. Yeter ki bu ülke dik dursun, o bayrak inmesin…