Işık Şener “Kaymakam’dan Önce”

Farkı farketmek önemlidir. Kişi neyi farkediyorsa gözleri de onu görür, yaşantısı da o tarzda, düşüncesi de o yönde olur, devam eder ve ölür.
Aslında maksat Şems-i Tebrizi’ nin dediği gibi ” Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.”
İşte ben bunu İskenderun Kaymakamı İskender Yönden’ de görüyorum. İçi dolu başak gibi. Yaşadıkça “HİÇLİK” makamına erişiyor.
Ben İskender Yönden’ i biraz Turgut Özal’ a benzetiyorum. Duvarları yıkan bir lidere… Hani spor yapan, esprili, şortla sahilde yürüyen ve önce makamında sonra memlekette açılım yapan bir lidere.
Tıpkı Kaymakamımız da böyle “Kaymakam-Halk” arasındaki duvarı yıkıyor. Esnafla oturan, bisikletle eve giden, makamsal ve şahsi aracında trafiğe uyan, makamında görev adamı, mesai dışında gönül insanı…
Öyle yetiştirmiş ki kendisini her görüşe, düşünceye, inanca açık saygılı biri.
Makama güç veren ile makamdan güç alanı kıyasla ayırt etmekte en güzel örnektir İskender Yönden!..
Nice küçük mevkilere gelenleri gördük bize “İBRİKÇİ” hikayesini yaşatan…
Demem o ki; Parayla alınamayacak, sonradan edinilmeyecek bir asaletin yani kısaca cibiliyetin örnek görüntüsünü sunuyor gözler önüne.
Bir adam düşünün esnaf memnun, mesai arkadaşları memnun, kentin siyasetçileri, iş adamları, fakiri, esnafı…
Ne mutlu böyle evlat yetiştiren anneye babaya ne mutlu böyle bir ADAMI devlet adamı yapan devletime…
İyi ki geldin iyi ki tanıdım, tanıdık seni sayın Kaymakamım.
IŞIK ŞENER/BÜYÜKŞEHİR GAZETESİ