Şehremini Olmak…

Ülkemizde örnek gösterilen Belediye Başkanlarını halk unutmaz. Kocabaş’tan Hasan İhsan’ a Mete Aslan’ dan Seyfi Dingil’ e kadar bir çok isimleri her kuşak görmese de duyar, öğrenir ve tanır.
Her belediye başkanı arkasında hizmet olduğu kadar gönülde bırakır.
Mesela Hasan İnsan dönemini bilmeyen yoktur. İskenderun nasıl çıkmazlara geldiğini yaşanmaz bir kente dönüştüğünü, sonrası Mete Aslan kaldırımsız, bozuk sahilli, karman çorman olan bir kenti ilmik ilmik düzenlediğini…
Yusuf Civelek geldiğinde devrim niteliğinde su ve altyapı, üstüne asfalt ile kenti çok güzel makyajlayarak elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştığını…
Bu güne baktığımızda İskenderun 22 yıllık Başkanlık sürecinde hiç bu kadar denetleme geçirmemişti, hiç bu kadar deşifre olmamıştı ve hiç bu kadar hesaba çekilmemişti.
Ben hatırlamıyorum ama İskenderun sınırları içerisine hiç MÜLKİYE BAŞMÜFETTİŞİ gelmemişti!
Bu kadar incelenmesi, araştırılması ve hatta Genel Merkez’ in adam gönderip burayı sorgulaması bu kentin hiç alışık olmadığı bir durumdu.
Bunun akabinde hiçbir Belediye Başkanı kendi çalışma arkadaşları ve kendi meclis üyeleri ile bu kadar güvenilirsiz ortam yaşamamış veya siyasi başıboşluk görmemişti.
İnsanları ikna ve iyi hissettirme yeteneğini siyasete yansıtmak yerine somut bir hizmet nezdinde kalıcı eserler (Ankara projeleri harici) yapmaktır.
İskenderun’ a şu ana kadar yapımı başlayan projeler Ankara’ nın, yapacağız edeceğiz denilen ve bir türlü başlanılmayan projeler ise İskenderun Belediyesi’ nin olarak göze çarpmaktadır.
Peki biz, siz, vatandaş, seçmen, partili, partisiz ne bekleriz?
Şehremini derken işte burada özgüven, karşıya güven, sorumluluk, cesaret, hizmet, samimiyet, sıcaklık, bir aile gibi davranılması değil midir?
Ama bakıyorsunuz birbirine kumpas kurmaktan, saygısızlıklardan, huzursuzluklardan, iftiradan ileri gidilmiyor.
İskenderun ve İskenderunlular’dan hızlıca uzaklaşan bir belediye var. Düşünsenize evlenmişsiniz, evinizdeki harcamalarınızı, beşeri ilişkilerinizi, çocuğunuza eğitimini sorgulayan bir kayınbaba var ve bu kayınbaba neredeyse her ay geliyor yatak odanızı araştırıyor, şüpheler arıyor.
Evin reisi olarak ne kadar acı verici bir durumsa bir Belediye Başkanı olarak da böyle denetlemelerden geçmek o kadar onur kırıcıdır!
Belen Belediyesi iki, üç ayda bir denetle bizi diye dilekçe gönderirken aynı partinin İskenderun Başkanı “Eyvah denetlemeye geliyorlar” diyerek huzursuzluk yaşıyor.
Bu gidiş güzel değil, bu gidiş hoş değil, bu ikililik, bu huzursuzluk ve bu siyasi riyalar iyi dalalet değildir.
Herkes kendine çekidüzen vermelidir. Yatırımlar, vatandaşın işleri hallolmalıdır. Fitneciliği, arkadan konuşmayı, adam kullanmayı, halkı kullanmayı, parti kullanmayı herkes bir kenara bırakmalıdır.
Meclise halkın imarını, işini getirme çözüm değildir aksine kendi halkını cezalandırmaktır.
Bu gidiş hayırlı gidiş değildir! Bu gidiş güzel gidiş değildir. Bu gidiş sadece İskenderun’ a değil Ankara’ ya bile ihanet etmektir.
Volumu yüksek boş konuşmalar yapmak yerine, samimiyet, dava adamlığına yakışır yaşamak, işler yapmak cebe olduğu kadar ruhu da tatmin edeceğinden şüphem yoktur.