VAZİYET-İ AHVAL BOZUKLUK

Her yerde karşılaşırız bu tiplerle…
Ticaret yaparsınız, karşınızda.
Makam verirsiniz, karşınızda.
Makamdan alırsınız, karşınızda.
Güvenirsiniz, karşınızda.
Dost olursunuz, karşınızda.
Siyaset yaparsınız, karşınızda.
Tribünde, karşınızda.
Sahada, karşınızda…
Bir çok durumda bugün yanınızda olup yarın çıkarları doğrultusunda karşınızda olan insanların yerini, halini ve mekanını bir çok örneklerle türetebilirsiniz.
Ama bu durumda insanlar sanki bizim hayatımızda ortalaması yüksek gibi.
Kimi bütünleştirici güç rolüne girer tam tersi ayrıştırır.
Kimi davaya hizmet ederim der tünelin ucundaki ışığa doğru koşar!
Kimi sadece kendi cebini düşünür.
Düşünür de düşünür.
Ama bilmezler ki bu dünya öyle uzun hesapların yapılacağı kadar vaktinin olmadığını.
Çok sevdiğim bir söz vardır. “Her insan ölür ama pek azı yaşar”
Kimi çoğu yaşadığını zanneder ama onların yaşantısı diğerinin hayatına müdahale etmek olduğunu sanır, merak eder, girer, hiç bir şey yapamazsa bozmaya çalışır.
Halbuki bozulan kendi yüzü ve onurudur bilmez.
Hani insanlar yaşlanarak değil, yaşayarak olgunlaşırmış ya veya zaman insanları değil sadece armutları olgunlaştırırmış derler tam da öyle.
Kimi para kazanır ama bilmez ki kaybettiği onurunu geri almanın karşılığı o paranın yetmeyeceğini.
Belki de onurları kiralıktır.
Veya benliğinin onurunu, gururunu hatta bu dünyadan takvası ve ahlakından bahsettirerek gitmenin mantığında olmayanlardır bu insanlar.
Bilseler böyle yaparlar mıydı?
Ya bu yerde para çok kıymetli yada gurur ve onurlar çok değersiz!